Uygun Bulunmadım: Bir Redin Ardından İçsel Süreç
Bir başvurunun reddedilmesi sonrası zihinde beliren düşünceler, duygular ve onlarla kalabilme becerisi üzerine kişisel bir yazı.
Koşarken keşfediyorum, şehri ve kendimi… BÖLÜM 6
Haftaya bir başvurumun red edilmesi haberi ile başladım.
Aynı konu, koşarken de zihnime buyurdu.
Ben de geri çevirmedim.
Uzunca bir sohbete daldık, birçok konuya parmak bastık.
HER ŞEY,
gelen kutumda kurumun ismini görmemle başladı.
Çok emindim onaylanacağıma.
Aynı eminlikle tıkladım kutucuğa.
İlk cümlede olmadığını anladım.
Daha devamını okumadan zihnimde;
“yetersizs, ne bekli, bu ne kibr… zaten, hep, se….”
gibi belli belirsiz, sesli ama net olmayan bazı düşünceler yükselmeye ve kalbime yerleşmeye niyetlendi.
Bu sesi tanıyordum.
“Durur musun, şu cevabı okumama izin ver,” dedim.
Ve olmama nedenlerini okurken zihnimden diğer sesler daha da yüksek bir şekilde konuşmaya başladı.
“Hayırlısı böyleymiş, boşver, daha iyisi olur, haksızlığa uğradın, bunca yıllık emeğin yok sayıldı, sadece isme takıldılar…” gibi bu sefer belli ve görünür düşünceler yer tutmak istedi.
Bu sesi de tanıyordum.
“Hey,” dedim, “ne oluyor?
Siz bana ait değilsiniz.
Bu ses benim sesim değil.
Ben sizin gibi düşünmüyorum ki.”
Benim düşünce sistemim;
hayırlısı, hayırsızı, yeterlisi, yetersizi falan bilmez.
Gerçeklerle ilgilenir.
Gerçeklerin sonuçlarına razı olur.
Ve bu meseleleri kişisel almaz.
Bilir ki bir karar beni ben yapan onca şeyi yok etmez ya da var etmez.
Bilir ki bir karar sadece bir karardır.
Ve ben hâlâ aynı benimdir.
İşim aynıdır.
Sağlığım aynıdır.
Param aynıdır.
Dostlarım aynıdır.
Ve ben buradaki gerçeğin sorumluluğunu alabilecek,
hayatıma sirayet ettirmeden,
bu sonucun getirdiği duyguları yaşayabilecek biriyim.
Uygun bulunmadım.
Bu kurumun aradığı kriterlere uygun bulunmadım.
Uygun bulunmamış olduğum için üzgünüm.
Ağlamak istiyorum.
Ağlıyorum.
Çünkü istedim.
Olmadı.
Yazıyorum.
Neden istediğimi yazıyorum.
Üzgünlüğümü betimliyorum.
Nasıl bir üzüntü, neye benziyor.
Bunları yaparken fark ediyorum;
hüznümün şiddeti azalıyor.
Hüznümün anlamını coşturan düşünceler,
ben onları kendi kaplarında tuttuğumda
hüznüm sadece bir hüzün oluyor;
içimi burkan ama yıpratmayan.
Ve bu hâliyle;
seanslarımı yapabilirim,
yemek pişirebilirim,
komik bir şeyle eğlenebilirim.
Hayatımdan hiçbir şey eksilmeden devam edebilirim.
Ve hepsi oluyor.
Düşünceler kaplarında kaldığında,
hüzün çoktan ayrılıyor benden.
Su döküyorum ardına.
İstediğin zaman gel.
Buradayım
ve seninle olmaya hazırım.
Uza. Psk. Büşra Bağ