Ait Olmamaya Ait Olmak
Londra’ya taşındığım ilk günlerde, şirketimi açmak için muhasebecimin yolunu tutmuştum.
Aramızda göçmenliğe dair acı–tatlı bir sohbet geçti.
O gün ondan duyduklarım hâlâ aklımda:“Güneşin hangi taraftan doğduğunu, hangi taraftan battığını bilmediğin bir yerdesin.
Yeniden öğreneceğin çok şey var.
Zorlanacaksın.
Hepimiz zorlandık ama geçecek.”
Bu sözleri duyduğumda yalnız olmadığımı bilmek, anlık bir iyilik hâli getirmişti.
Ama zorluk, elbette, değişmemişti.
Öğrendiğim her şeyi yeniden öğrenmek…
İngilizce konuşan yeni ben, Nora ile tanışmak…
Kendime yabancılaşmak…
Yalnızlaşmak…
Sarsıcı bir kimlik yolculuğuydu bu.
Şimdi koşarken fark ediyorum:
Neredeyse beş yıl geçti.
Hâlâ bir yere ait hissetmiyorum.
Hâlâ Nora ve Büşra; benzer yanları olan iki farklı kişi.
Hâlâ öğrenecek çok şey var.
Ama artık buraya yeni gelen o kişi değilim.
Değiştim.
Artık ait olmama hâline aidim ve bu özgürlüğü çok seviyorum.
Artık hem Nora’yım hem Büşra’yım.
Artık yeniden öğrendiğimi sandığım her şeyin, aslında yepyeni olduğunu biliyorum.
Ve yeni şeyler öğrenmeye bayılıyorum.
Çünkü ben yeniyim.
Ve bu yeni hâlim, yeni olana bir tehdit gibi değil;
bir keşif gibi yaklaşıyor.
Keşfin bol olsun.
Sevgimle
Klinik Psikolog Büşra Bağ